Yeni Bir Okul -BAŞARAN YILDIZ- VE BEN
Biz öğretmenler için çocuk
sesleri çok önemlidir. Gıdamızdır o sesler bizim, yaşam kaynağımızdır bizim o
sesler. O cıvıltılar, riyasız, saf, sade, yalansız o güzelim nidalar, yaşam
melodimizdir bizlerin. Emekli olan ve çalışmayan ağabeylerimden duymuşumdur hep
çocuk seslerine karşı olan özlemlerini, derler zaman zaman; “cıvıltıları
özledik”.
İşte bizim mesleğin en zor ve en güzel yönü de budur.
Sesleri duyamama en zor yönü, o sesleri duyma en güzel yönü.
Bir yıldır bu seslere hasrettim, şükür tekrar kavuştum.
İşte sizlerle bu kavuşmayı paylaşmak istiyorum sevgili dostlarım.
Temmuz sonlarıydı sanırım bir öğle üzeri telefonum çaldı,
arayan Sıtkı idi. Geçen yıl Dumlupınar Üniversitesi vakfına ait Başaran Yıldız
İlköğretim okulu ve Lisesine başvuruda bulunmuştum. Onunla ilgili aradı ve okul
müdürünün benimle görüşmek istediğinin söyledi. Hemen kabul edip görüşmeye
gittim. İlköğretim Okulu müdürü Yaşar beyin teklifini hiç düşünmeden kabul
ettim. Çünkü çok özlemiştim o sesleri, o cıvıltıları.
İşte Başaran Yıldız İlköğretim Okulunda böylece
göreve başladım. İyi ki de başlamışım. Gerçekten şimdiye değin hiç görmediğim
içtenlik ve dostluklarla karşılaştım. Hiç yabancılık çekmedim, adeta bir aile
yuvası gibi, içten ve samimi, özverili, sevecen, riyasız. Hele öğrenciler, o
minikler… Sanki kırk yıllık ahbabım gibi gelip, sarılıyor, sevgi ile, saygı
ile, içtenlikle; “siz ne öğretmenisiniz?” Diye soruyorlar. Bayıldım bu okula,
tek kelime ile harika bir hava yaratılmış. Bu havayı yaratanlara ben sonsuz
teşekkürlerimi sunuyorum. Hem kendi adıma, hem de bu minikler adına, okulun tüm
öğrencileri adına.
Hayatımın en ilginç bir olayını burada yaşadım. Nasıl
mı? Anlatayım;
“okul açılmadan önceki öğretmenler tanışma
toplantısına katılmış ve toplantı sona ermişti. Aşağı katta salonda tanışıp
konuşuyorduk öğretmen arkadaşlarla. Bir bayan öğretmen arkadaşın dikkatlice
bana baktığını hissettim, yanıma gelip sordu;
-
Siz İsmail Balı mısınız? Ben de;
-
Evet ben O’yum. Dedim. Bu kez,
-
Beni tanıdınız mı? Diye bana sordu. Ben de;
-
Hayır, bilemedim, ama simanız yabancı gelmiyor,
dedim. Ve sonra kendini tanıttı;
-
Ben, 1978 yılında Kütahya Lisesi 3-D sınıfından
Nuran’ım, dedi.
O anda bir
düşüncedir aldı beni, isim hafızam zayıftır, ama öğrencilerimin oturdukları
yerleri unutmam. Ona da nerede oturuyordun diye sorduğumda, o zamanki yerini
tarif etti ve kendisini tanıdım. Ondan sonra o sihirli sözleri söyledi;
-
Öğretmenim ben geçen yıl emekli oldum ve burada
çalışmaya başladım. Bu yıl benim kızım 6 sınıfa başlayacak ve sen onu da
okutacaksın, yani onun da öğretmeni olacaksın dediğinde şaşırma sırası bana
geldi.
Evet, tam
30 yıl sonra karşılaştığım öğrencim emekli olmuş, onunla aynı okulda çalışacak
ve üstelik kızının da öğretmeni olacaktım. Bir başka deyişle torun okutacaktık.
Evet yıllar çok insafsız ve çok da güzel sürprizler hazırlıyorlar insanlara.
Gerçekten o gün hayatımın en mutlu ve heyecanlı gününü yaşadım.
Evet,
Başaran Yıldız böyle bir okul. Dedim ya cıvıl cıvıl, hem de oldukça başarılı
bir okul. Geçen yıl Türkiye çapında SBS de dereceye girmiş ve aynı başarıyı da
tekrarlayacaklar. Çünkü tüm görevliler büyük bir özveri ile çalışıyorlar.
Date: 12 November 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment | More
Haziran ayı yaklaştıkça heyecanım da artıyordu durmadan, çünkü; eski dostlarla, İSTANBUL ÖĞRETMEN OKULU MENSUBU arkadaşlarımla buluşma tarihi yaklaşıyordu. Yeni yüzleri, ama eski dostlarımı görecektim, uzun yıllar görüşemediğim, buluşamadığım, belki de simasını unuttuğum arkadaşlarımı, birlikte karavanaya kaşık salladığımız, belki de kavga ettiğimiz, belki de birlikte sevindiğimiz ve üzüldüğümüz arkadaşlarımı görecektim. Kolay mı bunca yıl sonra? Kim bilir ne sürprizlerle karşılaşacaktık, 18-20 yaşlarında iken ayrıldığımız, yılların silindir gibi üzerimizden geçtiği, derin izler bıraktığı ve bize yepyeni şekil veren senelerden sonra neler bekliyordu bizleri kimbilir? 1 Haziran sabahı bu duygularla direksiyona oturduğumda, bir an evvel İstanbul’a varıp görmek istiyordum o müthiş değişiklikleri.
Geçen yılki buluşma beni çok heyecanlandırmış ve bu seneki buluşmayı heyecan ve merakla bekliyordum. Gerçekten de beklediğim gibi de heyecanlı ve güzel geçti. 42 yıldır görmediğim iki arkadaşımı gördüm bu yılki buluşmada. (Zerrin, Nurhan ve Miraç) Düşünebiliyor musunuz kırkbir yıl sonra karşılaşacaksınız ve vayyyyy, ooooo, bu sen misin diyeceksiniz. Gerçekten anlatılması çok güç bir duygu bu karşılaşmalar.
Bu seneki buluşma da her sene olduğu gibi TARABYA VİLAYETLER EVİ’nde oldu. Yine geçen yılki görüştüğümüz bazı arkadaşlarla, yeniden buluşacağımız arkadaşlarımızla görüşmenin heyecanıyla beklemeye başladık. Yavaş yavaş sökün etmeye başladı eski dostlar. İstanbul İlköğretmen Okulu mensupları toplanmaya başladı bahçede. Sarılanlar, öpüşenler, bağıranlar, hayret sesi çıkaranlar, hatta ağlayanlar. Evet uzun yılların hasreti gözyaşlarıyla bitiyordu bu mekanda. Hoş ve çok güzel bir manzara. Tekrar 1964, 65, 66, 67 li yılların öğrencileri olmuştuk. Bir farkla; hep ağarmış saçlar ve yılların izlerini taşıyan hafif kırışıklı yüzlerle ama genç kalan kalplerimizle, dostluklara duyduğumuz sevgilerimizle, saygılarımızla…
Bu yılın bana göre en büyük sürprizi 89 yaşındaki matematik hocamız SABRİ BABACAN’ın buluşmaya gelmesiydi. Evet, Babacan aynı babacan, aynı ses, aynı sima. Sanki yıllar onu hiç değiştirmemiş, birazcık ihtiyarlatmış. Sesi hafif titriyor, bastonla yürüyor. Ama olsun gelmiş ya öğrencilerinin yanına. Kıskanmadım desem yalan olur O’na karşı gösterilen sevgi ve saygıyı. Tüm arkadaşlar kuyruğa girdi elini öpmek için, herkesle sarıldı öpüştü Babacan hoca. Tabi bazı şeyleri hatırlamakta zorlanıyordu. 41 sene önceki anımızı kendisine hatırlattığımda; sorma yahu benim öğrencilerden hiç Matematik hocası çıkmadı dedi. Demek ki içinde kalmış hocamızın matematik öğretmeni öğrencisi olmaması. Ve düşündüm içim burkularak; “acaba sevgili Babacan Hocam bir daha görüşmek nasip olacak mı?” dedim. İnşallah bir daha görüşürüz.
Bundan yirmi, yirmibeş sene önce görüşsek birbirimize çocuklarımızın, eşlerimizin fotoğraflarını gösterirdik belki. Bu gün ise torunların fotoğrafları gösteriliyor artık. Demek ki yıllar pek çabuk geçmiş. Bulunduğumuz masadaki eski dostlarım hep torunlardan söz ettiler bu kez nedense. Yok kızımdan torunun, yok oğlumdan torunum. Demek ki gençleşiyoruz günler geçtikçe. Ama şunu da düşünmeden edemedim; “Acaba tekrar görüşebilecek miyiz? Seneye kaçımız gelemeyeceğiz, kaçımızın ölüm haberi gelecek?” “Allah ömür verdikçe buluşmaya devam edeceğiz” dedim kendi kendime. Nasip ve kısmet….
Comments (0) | Add Comment | More
Ben ogretmenim 43, bu siteye yeni kayıt oldum. Kendim Kütahyalıyım ve Tavşanlı ilçesinde yaşıyorum. Emekliyim ama özel okullarda ve dersanelerde ders veriyorum. Bir kaç blogta daha yazıyorum Amacım birikimlerimi dostlarımla ve herkesle paylaşmak istiyorum.
Bir başka amacımda yıllar önce birlikte olduğumuz arkadaşlarıma tekrar ulaşmak ve buluşup görüşebilmek. Bu amaçla öğrencilik yıllarıma ait fotograflarımı yayınlıyorum. Eğer fotograflardan bildik ya da tanıdıklarınız varsa lütfen bana yazın. Şimdiden çok teşekkür ederim sev gi ve saygılarımlar. Görüşmek ve buluşmak dileğiyle. Tekrar MERHABA!
Date: 02 June 2008, MondayComments (0) | Add Comment | More
